Biz de bu sorunun peşine düştük.
Açık kaynak verilerine göre Tokat’ta en fazla öğrenciye sahip eğitim kurumu Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi. Üniversitede 35 binden fazla önlisans, lisans ve lisansüstü öğrenci eğitim görüyor. Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öncesinden liseye kadar yaklaşık 94 bin öğrenci eğitim hayatını sürdürüyor.
Ancak bu büyük öğrenci nüfusu, beraberinde güvenlik tartışmalarını da getiriyor. Siverek’te yaşanan silahlı saldırı, okullara dışarıdan girişlerin ne kadar denetlendiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. MEB’e bağlı okullarda giriş-çıkış saatlerinde polis ekipleri tarafından çevre güvenliği sağlansa da, okul binalarına girişlerde dikkat çeken bir boşluk bulunuyor. Birçok okulda hala “nöbetçi öğrenci” “nöbetçi öğretmen” uygulaması devam ediyor.

ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLER NÖBET TUTUYOR
Bu sistemde okul girişinde öğrenciler ve öğretmen nöbet tutarken, içeri giren kişilerin üzerinde kesici, delici alet ya da silah olup olmadığına dair herhangi bir teknik kontrol yapılmıyor. X-ray cihazı veya benzeri güvenlik ekipmanlarının kullanılmaması da önemli bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Üniversitelerde ise durum kısmen farklı görünse de, temel sorun değişmiyor. Örneğin yaklaşık 4 bin öğrencinin eğitim gördüğü Erbaa Yerleşkesi girişinde kimlik kontrolü yapılabiliyor. Ancak bu kontroller, kişilerin üzerinde tehlikeli bir madde taşıyıp taşımadığını kapsamıyor. Aynı durum üniversitenin diğer kampüsleri için de geçerli.
CEZALAR İHLAL SONRASI DEVREYE GİRİYOR
Yasal düzenlemeler ise ihlal sonrası devreye giriyor. MEB disiplin yönetmeliğinde, “yasaklı araç ve gereçleri okula sokmak” çeşitli disiplin cezalarıyla karşılık buluyor. Üniversitelerde ise 6136 sayılı kanuna aykırı şekilde silah veya benzeri aletleri bulundurmak, iki yarıyıla kadar uzaklaştırma cezası gerektiriyor. Ancak asıl mesele, olay yaşandıktan sonra verilen cezalar değil; olayın hiç yaşanmamasını sağlayacak önleyici tedbirlerin eksikliği.
Siverek’teki saldırıda 10’u öğrenci, 4’ü öğretmen, 1’i polis ve 1’i kantin görevlisi olmak üzere toplam 16 kişi yaralandı. Olayın ardından eğitim sendikaları tepki göstererek bir gün iş bırakma kararı aldı. Yapılan açıklamada, 15 Nisan’da Erbaa Kaymakamlığı önünde basın açıklaması yapılacağı duyuruldu. Yaşananlar, Tokat’ta ve Türkiye genelinde okullarda güvenliğin yalnızca nöbet ve çevre devriyeleriyle sağlanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Kapıdaki nöbet defteri ile gerçek güvenlik arasındaki mesafe ise hala dikkat çekici.
Yaşananlar, Tokat’ta ve Türkiye genelinde okullarda güvenliğin yalnızca nöbet ve çevre devriyeleriyle sağlanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Kapıdaki nöbet defteri ile gerçek güvenlik arasındaki mesafe ise hâlâ dikkat çekici.
PEKİ DÜNYADA DURUM NASIL
Avrupa ülkelerinde okul güvenliği genellikle “açık ama kontrollü” modelle sağlanıyor. Birçok ülkede okul girişleri tamamen kapatılmıyor ancak ziyaretçiler için kayıt zorunluluğu bulunuyor. Okul kapıları ders saatlerinde kilitli tutulurken, içeri girmek isteyen kişiler idareden onay alarak giriş yapabiliyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ise özellikle son yıllarda artan okul saldırıları sonrası daha sert önlemler dikkat çekiyor. Birçok okulda girişler tek kapıya düşürülürken, ziyaretçiler kimlik kontrolünden geçiyor. Bazı eyaletlerde metal dedektörleri ve çanta aramaları uygulanıyor. Okullarda silahlı ya da silahsız güvenlik görevlileri görev yapabiliyor. Ayrıca “aktif saldırgan” senaryolarına karşı öğrenciler ve öğretmenler düzenli olarak tatbikatlara katılıyor.
Uzmanlara göre her ülke kendi sosyolojik yapısına göre önlem alırken, ortak nokta dikkat çekiyor: Güvenlik, yalnızca olay sonrası cezalarla değil, girişte alınan önleyici tedbirlerle sağlanıyor.
Tokat’ta ise bu tartışma yeni yeni başlarken, gözler atılacak adımlara çevrilmiş durumda.